17 Ekim 2017 Salı, 18:22
Metni Küçült Metni Büyüt Reset
Kayısı Birlik Denildiğinde Herkes Kaçıyor
“Kayısıyla ilgili muhatap yok”   Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ertv’den Hülya Kaya’nın sorularını cevapladı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda yayınlanan programda Bakan Tüfenkci, Malatya’nın en önemli ürünü kayısı, sulama suyu problemi, lisanslı depoculuk, Ürün İhtisas Borsası, projeler ve yapacakları çalışmalarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.   Ankara’da gerçekleştirilen Malatya Tanıtım Günleri’nin açılışına katılan Bakan Tüfenkci, organizasyonun Malatya’nın tanıtımı adına önemli olduğuna değindi.   Malatya tanıtım günlerine yoğun bir ilginin olduğuna dikkat çeken Tüfenkci, “Öncelikle emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Güzel bir açılıştı ve canlı bir ilgi vardı. Birçok hemşerimiz, Malatya’yı merak eden veya Malatya dostları Malatya’nın değerlerini ve ürünlerini görmek, Malatya olan değerlerini tazelemek adına katılmışlardı. Farklı illerdeki tanıtım programlarına da gitmiştim ama Malatya’nın tanıtım programına ilginin üst düzeyde olduğunu gördük. Bu bizleri ziyadesiyle memnun etti” diye konuştu.   “MALATYA, TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR İL”   Bakan Tüfenkci, Malatya’nın Türkiye için önemli bir il olduğunu ifade ederek, “Malatya, Türkiye için önemli illerden birisi. Malatya’nın olduğu noktada Malatyalı kendini fark ettiriyor. Yapmış olduğu tanıtımlarla, stantlarla bu farkındalığı da ortaya koymuş oldu. Biz her zaman şunu ifade ediyoruz; Malatya huzurun, sevginin, muhabbetin, barışın kenti. Malatya’yı sadece başkentle buluşturmak yetmez. ‘Şimdi Malatya zamanı’ diyerek, tüm dostları Malatya’ya davet ediyoruz. Çünkü Malatya’nın yazı da, kışı da, sonbaharı da, güzü de farklı. Bu noktada bütün Malatyalı hemşerilerimiz vasıtasıyla bütün dostları Malatya’ya davet ediyoruz” dedi.   Türk Sineması’nın önemli ismi Kemal Sunal’ın Doğanyol’da dünyaya geldiği evin müzeye dönüştürülmesi için bir çalışma yapıldığını dile getiren Bakan Tüfenkci, şunları söyledi: “Malatya’nın her bir köşesi ayrı güzellikte. Kültür ve Turizm Bakanımız Numan Kurtulmuş ile birlikte Malatya’daydık. Malatya merkez, Yeşilyurt ve Battalgazi’de farklı kültürlerin dizayn edildiği mekanlar oluştu, onların açılışını yaptık. Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği mekan içerisinde Malatya’nın yetiştirdiği sanatçılarında balmumu heykelleri, özgeçmişleri ve kişisel eşyaları yer alıyor. Malatya’da yetişen yazar-çizerlerimizin, sanat ve sporda öne çıkan insanlarımızın; yaşarken değerini çok iyi hissetmediğimiz Türkiye, dünyaya mal olmuş bu değerlerimizi Malatya’da da yaşatmalıyız. Bakanlığımız ile konuştuk Kemal Sunal’ın Doğanyol’da doğduğu evin bir müze ev haline getirilmesi noktasında çalışmaya start verdik. Doğduğu mekanı da Türkiye’nin görseline açmanın zamanı geldi. Malatya’nın sadece tarihi, kültürel yerleri değil, Malatya’nın bana göre gizli kalmış bir hazinesi de mutfağıdır. Bu birazda Malatyalıların suçu, yeteri kadar tanıtamadığımızı düşünüyoruz. Malatya mutfağının Türkiye’de söz sahibi olmaması düşünülemez. Demek ki biz bunu sunamadık veya pazarlayamadık. Bu vesilelerle Malatya’daki bu tatları da yeniden hayata geçirerek, gurme turizmini de Malatya’da sağlamak lazım.”   “KAYISININ TANITIM SIKINTISI YOK, MUHATAP SIKINTISI VAR”   Tüfenkci, Malatya kayısısının tanıtımıyla ilgili herhangi bir sıkıntı olmadığını ancak yapılacak çalışmalarda muhatap bulamadıklarını belirterek, “Bana göre, Malatya kayısısının tanıtım problemi yok. Kayısı denildiğinde dünyada ve Türkiye’de ilk olarak akla Malatya geliyor. Üretim kapasitemiz itibariyle Türkiye’de zaten birinciyiz, dünyada da kuru kayısıda birinciyiz. Ancak bizim bu değerli ürünü, Cenabı Allah’ın bu topraklara bahşettiği ürünü değerlendirme noktasında sıkıntılarımız var. Kurumsal kapasite itibariyle sıkıntılarımız var. Girişimcilik açısından sıkıntılarımız var. Herkes kayısıyı konuşuyor. Aynı siyaset gibi, aynı spor gibi… Ama buyurun ‘elinizi taşın altına koyun’ dediğimizde gerçekten kimse ortada görünmüyor veya muhatap bulmakta zorlanıyorsunuz. İşte lisanslı depolar önemli bir materyal. AK Parti Malatya İl Başkanlığı dönemimde lisanslı depolarla ilgili bakanlık çalıştay yapmıştı ve kayısı, lisanslı depolar tebliği içerisinde yoktu. Kayısı ürününün depolanmasının şartları veya böyle bir ürünün lisanslı depolanması noktasında mevduat yoktu. Uzun uğraşlar sonucunda ‘depo yapalım’ dendi ama mevduatta olmadığı için o noktada tıkanıp kaldı. Bakan olduktan sonra ilk iş olarak talimat verdik ve kayısının mevduatını, lisanslı depoyla saklanan lisanslı ürünler arasına aldırdık. Şimdi kaynak çıkarttık, Malatya’da lisanslı depo yapılsın diye… Ama şu kısım önemli kimle yapacaksınız? Biz parayı kime vereceğiz? Başka illere baktığınızda kimler lisanslı depoyu sahipleniyor, bir özel şahıslar, girişimciler. ‘Biz lisanslı depoyu yaparız’ diyorlar. Teşvik mekanizmaları içerisinde kendi öz kaynaklarıyla ve teşviklerle birlikte bu depoyu yapıyorlar. Malatya’da böyle bir talep var mı, yok. Kimse yok. Kurumların yapması lazım, hangi kurumlar yapacaklar? Borsa olması lazım, Ticaret ve Sanayi Odası olması lazım, borsanın bunu tek başına yapacak gücü ve kapasitesi yok, elini taşın altına koyması gerekiyor. Ziraat odaları mı yapacak, onlar ortada yok. En son Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Çakır sağ olsun devreye sokarak, ‘borsalarla beraber yaparız’ diyerek, bir adım attı. Şimdi bir şirket kurdurma aşamasındayız. Zorlayarak halletmeye çalışıyoruz. Bu işin bir boyutu” ifadelerini kullandı.   “KAYISIBİRLİK DENİLDİĞİNDE HERKES KAÇIYOR”   Bakan Tüfenkci, kayısıda Malatya’nın geçmişte ‘Kayısıbirlik’ gibi bir acı tecrübe yaşadığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu işi koordine edecek kurumlar, kooperatifler olması lazım. Dünya bu şekilde yapıyor. Türkiye’de bu şekilde yapıyor. İncirde, fındıkta birlikler kurulmuş, başarılı ya da başarısız ama iyi yöneticilerin elinde başarılı oluyor. Ama Malatya’da geçmişte böyle bir tecrübe yaşandığı için ‘Kayısıbirlik’ denildiği anda herkes kaçıyor. Kimse kooperatif kurup elini taşın altına koymak istemiyor. Birçok arkadaşımızla konuştuk, hatta ben il başkanlığında il genel meclisi üyelerini 5 arkadaşımızı görevlendirdik. 5’i birkaç gün sonra gelip, ‘aman başkanım bu görevi bizden alın, çünkü insanlar bize hırsız gibi bakıyor’ dedi. Çünkü böyle bir kötü bir tecrübe var. Bundan dolayı hala kuramadık. İhracatçılarımızın bir araya gelip, dünyada söz sahibi olduğumuz bu ürünün ihracı noktasında geleneksel usullerin dışına çıkışmadan, fiyat belirleyici konumunda olmuyorlar. Tarım ürünlerinin ticaretini geliştirme adına Ürün İhtisas Borsası’nı kuruyoruz. Bunun için o ürünlerin Ürün İhtisas Borsası’nda işlemlerinin yapılabilmesi için lisanslı depolarda depolanabilir olması lazım. Çünkü getirdiği o ürün karşılığında biz senet vereceğiz ve o senet karşılığında borsada işlem görecek. Yani kısacası dünyaya açıyoruz. Fiyatı artık Malatya belirlesin diyoruz ama depoyu yapamıyoruz. Ama biz mevduat olarak kayısının da Ürün İhtisas Borsası’nda işlem yapmasının önünü açtık. ‘Alan bazlı destek’ diyorlar. Alan bazlı destek fındıkta denendi, şimdi fındık üreticileri bağırıyor. Demek ki fiyat belirlemede çok katkısı olmuyor. Bizim bunu farklı bir mekanizmayla vermemiz lazım, bunun üzerinde çalışıyoruz ama orada da muhatap bulamıyoruz. Malatya’da Kayısı Araştırma Enstitüsü var, ne iş yaptığını, ne ürünler yaptığını, şimdiye kadar ne katkı sunduğunu, hangi alanlarda neler yaptığını bilmiyorsunuz. Ben sordum, sizlerde sorun. Birkaç kayısı çeşidini ürettiklerini söylüyorlar. Tanıtım günlerinde gördüm birkaç kayısı çeşidi geliştirmişler. Peki, biz bu birkaç ürünü biz niye piyasaya arz etmiyoruz? Niye özel sektörle işbirliği yapıp, geniş alanlara sunmuyoruz. Kayısı çekirdeğinden kahve ürettiklerini söylüyorlar, önemli bir şey ama bu tadı yayalım. Özel sektörü de içine katalım veya kendi üzerlerinden pazarlayacakları farklı mekanizmalar oluşturalım. Kayısının yan ürünlerinden üretilen katma değerleri çoğaltalım. Entegre fabrika kuralım dediğimizde, niye Malatya’da o kadar kayısı işiyle uğraşan çiftçilerimiz, üreticilerimiz, girişimcilerimiz, yatırımcılarımız var. Bize neden destek olmuyor?”   “EN ÖNEMLİ SORUNLARDAN BİR TANESİ KURAKLIK”   Malatya’da mevsimlerin kurak geçtiğini, dolayısıyla da sulama suyuyla ilgili sıkıntıların olduğuna dikkat çeken Tüfenkci, “Şimdi en önemli sorunlardan bir tanesi de, Malatya’da mevsimler kurak geçiyor. İki senedir sulama problemi var. Bu susuzluktan dolayı maalesef kayısı ağaçlarımızın kesildiğini görüyoruz. Bazıları bir milyon ağaç kesildiğini iddia ediyor ama bu doğru değil. Kurumadan ve yaşlılıktan dolayı 200 bine yakın ağacımız kesilmek zorunda kaldı. Eğer biz su problemini çözemezsek, kayısıyla ilgili ileride daha fazla ağaç kesilmesi gerekecek. Şuanda Malatya’da 7,5 milyonun üzerinde kayısı ağacımız var. Dolayısıyla bunların bir kısmı susuz, bir kısmının da sulanması gerekir. Ayrıca TARSİM sorunu var. Kayısının verimsiz olan alanlarda yetiştirilmemesi lazım. Tarım İl Müdürlüğü’nün bu noktada bir çalışmayı ortaya koyması lazım. Tarım İl Müdürlüğü bu çalışmayı ortaya koymazsa, ne kadar ton ürün yetiştirildiğini sadece tahminlerle ortaya koymak yetmez. Ben ne kadar ağaç kesildiğini duyduğumda, Tarım İl Müdürlüğü’nü aradım bana ancak bir haftada 200 bin rakamını bulabildiler. Oysa bütün ziraat mühendisi arkadaşlarımızın sahada olması lazım. Malatya’ya kayısıyla ilgili bir Tarım İl Müdürü başka ilden atayalım dedik, kıyamet koptu. Kiminle yapacaksın? Tarım İl Müdürlüğü ile yapamıyorsun, o birleriyle yapamıyorsun, muhatabın yok ama herkes ‘kayısı ne olacak?’ diyor. Bizim şehir olarak gerçekten akıllı bir şekilde, suhuletle, sabrederek bu işin üzerine bütün kurum, kuruluş ve özel sektörle birlikte gitmeliyiz. Üreticilerimizle, kayısı ticareti yapanlarla, ihracatçılar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarla, yerel yönetimlerle birlikte oturup bu meseleyi konuşmalıyız. Kayısıyla ilgili ortaya koyduğumuz bütün önerilerin kiminle yapacağımız sorunu ortaya çıkıyor. Devlette muhatap bulmadan bir parayı veremez. Paydaşlarla bir proje olmadan yapamazsınız. Ama herkes ‘bu kayısı ne olacak, kayısı para etmiyor’ diyor. Doğru. Para etmiyor değil. Malatya kayısı geçen ay enflasyonu en fazla artıran ürün” ifadelerini kullandı.   “KAYISI ÜRETİCİDE 8, MARKETTE 26 LİRA”   Bakan Bülent Tüfenkci, kayısının tüketiciye 300 katı fazla fiyatla sunulduğunu kaydederek, “Kayısıda farklı bir sorun daha var. Kayısı üreticimizde 8 lira olan ürün, markette 26 lira. Üretici ile tüketici arasındaki makasın açıldığı en fazla ürün kayısı, yüzde 300. Bu neyi gösteriyor; pazarlama noktasında da, ticaret noktasında da sıkıntı var demektir. Eğer kayısı 4 liraysa, Ankara’da 6 liradan kayısı satılması lazım. Yüzde 50 kar var. Haydi, yüzde yüz karla satılsın, 8 lira olur. Ankara’da 8 TL’ye kayısı bulabilir misiniz? Dolayısıyla burada da sıkıntı var ama kimse bunun üzerinde durmuyor. Bunu da giderebilmemiz için bizim ticaret erbabımızla, esnaflarımızla oturup, ‘daha fazla insanımıza nasıl kayısı yediririz’ bunu düşünmeliyiz. Herkes kayısının faydalarını, değerli bir ürün olduğunu biliyor. Ankara ve İstanbul’daki tüketicilerimize 300 katı fazla bir fiyatla sunduğumuzda dar ve orta gelirli vatandaşlarımız ayda bir kilogram yiyecekken, senede bir kilograma düşüyor. Birçok insanımız bu nimetten faydalanamamış oluyor. Ondan sonra benim kayısı üreticim diyor ki, ‘elimde kaldı, satamıyorum.’ Fiyatlara bakıldığında da ‘ucuza satıyorum’ diyor, bu nasıl oluyor o zaman? Bu sorunun muhatabı kim? Ticareti görüyor musunuz, herkes yüzde yüz katlayarak satıyor. Kayısı üç el değiştiriyorsa, yüzde yüz katlayarak gidiyor. Türkiye Ziraat Odaları yakında açıklar, Eklim ayında üreticiyle tüketici arasında en fazla makası açılan ürün kayısı. Dolayısıyla bizim burada bir kişi, üç kişi ya da bir kurumun çözebileceği mesele değil. Herkesin ciddi ve samimi bir şekilde, kimse bunun üzerinden siyaset yapmadan, kayısıyı siyasete konu etmeden Malatyalının geçim kaynağı olduğunu, ekmeği olduğunu düşünerek herkes üzerine düşeni yapsın. Biz üzerimize düşeni yaparız. Ama diğer kurumlarda yapmalıdır. Zorlaya zorlaya doğru gördüğümüz adımları atacağız. Bu sistemi birlikte çalıştırmalıyız. Devletin hiçbir ürüne müdahale etme yetkisi yok.  Domates tarlada 1 lirayken, markette 5 liraya satılırken bunu siz ‘siz 3-4 liraya satacaksınız’ diye yasak koyma veya fiyat belirleme yok. Ama mekanizma oluşturarak aradaki aracıları gidererek, birlikler ve kooperatifler oluşturarak, direkt tüketiciye ulaştıran market ve toptancılarla, sözleşmeli ürün üreticileriyle, çiftçilerle bunu çözüyor. Dünya böyle çözüyor, bizim yeni bir şey keşfetmemize gerek yok. Biz buna hazırız ama kiminle yapacağız? Narenciyeyi Antalya’da birlik ve kooperatifler var, yapıyorsun. Marketlerle direkt buluşturup, sözleşme yaptırabiliyorsun. Kayısıda da kimse farkında değil, 2017 yaş kayısı tüketimi ve ihracatı 2016’ya göre 15 kat arttı. Eğer o yaş kayısı ihracatı ve tüketimi artmasaydı,  çok daha fazla sıkıntılar yaşamış olacaktık. İnşallah şu lisanslı depoyu hayata geçirelim. Şimdi bazıları zannediyor ki bu lisanslı depo, normal bir depo. Kesinlikle öyle değil. ‘Nedir bir depo, şuayı depo yap’ diyorlar ama bu öyle değil. Laboratuvarlarda sınıflandırılarak ve sağlıklı şartlarda onun nem ayarı, gaz ayarı da ayarlanarak depolanarak, birinci-ikinci-üçüncü-dördüncü sınıf kayısıların ayrı ayrı sınıflandırıldığı alanlar. Giresun’da, Konya’da, İzmir’de Bursa’da, Gaziantep’te var. Lisanlı depolarda depolanan ürünlerde üreticilerden biz kirada almıyoruz. Laboratuvar ücretini devlet olarak biz karşılıyoruz. Nakliye ücretinin ton başına belirli bir kısmını biz karşılıyoruz. Hatta o ürünü teminat olarak gösterdiğinde devlet faizinin yarısını da ödüyor. Bu ürünleri, Ürün İhtisas Borsası’nda da işler hale getirerek, tüm dünyaya açıyoruz. Ama istiyorum ki biz bunları yaparken Malatya’mızda bu işten nasibini alsın” diye konuştu.   “İNŞALLAH ÖNÜMÜZ AÇIK”   Sulama suyuyla ilgili önemli çalışmalar yaptıklarını ifade eden Bakan Tüfenkci, şunları söyledi: “Doğrusu iyi niyetli arkadaşlarımız ‘neler yapabiliriz’ diye çalışıyorlar, hala da çalışıyorlar ama somut hale gelmiş bir proje, bütün Malatya’yı kapsayacak bir proje maalesef gelemedi. En somut projelerimizden birisi lisanslı depo. Lisanslı depoyu hayata geçirme noktasında çabamız var. İnşallah umutluyuz. Umudumuzu asla ve asla kaybetmeyiz. Türkiye bilgi birikimiyle, tecrübesiyle, sermaye yapısıyla, insan kapasitesiyle bunu aşabilecek kapasitede, Malatya hayli hayli beşeri insan sermayesiyle, girişimci insan ruhuyla bunu yapabilecek kapasitededir. Yeter ki biz bunu kendimize dert edinelim ve birlikte iş yapmayı öğrenelim. Bunu da başarırsak, inşallah önümüz açık. Malatya için en önemli sorunlardan birisi kuraklık. Dikkat ederseniz bu yıl çok kurak bir mevsim geçirdik. Birçok meyve ağacımıza iki suyla, bir suyla ya da hiç su verememe durumu oldu. Yapacağımız en önemli husus, bizim artık vahşi sulamayı terk etmemiz lazım. Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Orman ve Su İşleri Bakanlığımızla da bu meseleleri konuştuk. Barajlarımız var, bu barajlardan çıkan suların dağıtımı noktasında sıkıntıları gidermemiz lazım. İkincisi mutlaka kapalı sulama sistemine geçmemiz lazım. Bunun projeleri yapıldı, adımlar atıldı ama bunu hızlandıracağız. Bu işte bizlere düşüyor. Kaynakta bir sıkıntı var. Çat Barajı Malatya için önemli ama yağışlardan dolayı Çat Barajı’nın kaynağındaki su çok çok azaldı. Şerefhan Deresi’nin oraya aktarılması noktasındaki çalışmalar çok çok gecikti. Biz bununla ilgili gerekli talimatları verdik. Orası bitecek ama o da tam çare olur mu, onu da bilemiyoruz.”   “MALATYA YENİ SULAMA ALANLARINA KAVUŞMUŞ OLACAK”   Bakan Tüfenkci, suyun tasarruflu kullanılması gerektiğine dikkat çekerek, “Suyu tasarruflu kullanma ve israf etmeme noktasında çalışmalarımıza hız vermeliyiz. Bunun en önemli ayağı kapalı sulama ya da damla sulama sistemine geçmektir. Bazı bölgelerde çalışmalar bitti ve hayata geçti. Akçadağ, Battalgazi bölgesi gibi geniş tarım alanlarının bu projeye hızlı bir şekilde geçmesi lazım, bizde bunu takip ediyoruz. Recai Kutan (Boztepe) Barajı’ndaki sulama kanalları 2017 yılı içerisinde bir kısmı faaliyete geçti, bir kısmı da 2017 sonu itibariyle geçecek. Malatya yeni sulama alanlarına da kavuşacak. Turgut Özal sulama sahası içerisindeki kanallar bitti. Onlarda yeni sulama alanlarına kavuşacak. Kale’ye çok maliyetli ama barajım yapılması noktasında projeleri bitti, 2018 yatırım programına alınmasını istiyoruz. Çünkü Kale’nin de sulama problemi var. Hekimhan’daki, Akçadağ’ın bir kısmındaki, Yeşilyurt’taki sulama göletlerinde çalışmalar devam ediyor. Arguvan’daki Yoncalı Barajı geçmişte yılan hikayesiydi. O şimdi kendi seyri içerisinde devam ediyor. O da inşallah bittiğinde sulama kanallarıyla beraber bitmiş olacak ve Malatya yeni sulanabilir alanlara kavuşacak. Oralarda da kayısı ekilir. Ekilmese de rantabl ürünlerde çalışmalıyız. Tarım İl Müdürlüğü ile Ziraat Odaları’nın Malatya’ya özgü hangi ürün deseninin çalışılması gerektiği belirlenmelidir. Sulamaya açılan alanlarda hangi ürünün öncelikli olması veya desteklenmesi en azından veya hiçbir şey yapılamıyorsa yönlendirilmesi noktasında büyük görevler düşüyor. Önümüzdeki günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızı da Malatya’ya getireceğiz ve orada çiftçilerimizle üretim noktasında geniş bir istişare yapacağız” dedi.     “TÜTÜN YASASI REVİZE EDİLEREK GEÇTİ”   Bakan Tüfenkci, gündemi uzun süre meşgul eden ve tütün üreticilerini yakından ilgilendiren düzenlemeye ilişkin, “Malatya ve Adıyaman’da son zamanlarda tütün üzerinden bir takım spekülasyonlar oluşmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) verilen bir yasa teklifi içerisinde tütün alanlarındaki kısıtlamalar vardı. Başbakanımıza, hükümet yetkililerine Adıyaman Milletvekilleriyle beraber anlattık. Netice itibariyle Tütün Yasası revize edilerek geçti, komisyona geldi. Biz orada eski sisteme dönmüş olacağız. Bu işten haksız kazanç sağlayanlara da vergisel bir kayıt getirip, bu şekliyle insanlarımızın daha rahat ticaret yapabilmelerinin, üretim yapmalarının önünü açacağız. Sigaranın yaygınlaşmasını istemiyoruz ama var olan ticareti de ve üreticileri de koruyacak şekilde eski şekliyle şuanda komisyona sevk edildi. Orada makarona bir vergi koyuyoruz. Tütünün sarmalık olarak satılmasını, sigara formatı haline getirilerek satılmasını istemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu. 
 
 
 
Okuyucu Yorumları
Kayısı Birlik Denildiğinde Herkes Kaçıyor