Güvenlik ve Terör Akademisi kapsamında düzenlenen “Bölgesel Krizler ve Türkiye” başlıklı konferans, eski Milli Savunma Bakanı ve TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı Dr. Hulusi Akar’ın katılımıyla gerçekleştirildi.
İnönü Üniversitesi Siyonizm ve Ortadoğu Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen konferansa; Malatya Vali Yardımcısı Talat Tabur, 2. Ordu Harekât Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Ali Gürcan, Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Mehmet Beytur, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, İnönü Üniversitesi Genel Sekreteri Abuzer Kalkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, siyasi parti temsilcileri, dekanlar, gaziler, öğrenciler ve akademisyenler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından konuşan Siyonizm ve Ortadoğu Araştırmaları Topluluğu Başkanı Muhammed Sait Kurhan, topluluk olarak şuurlu bir gençlik yetiştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Konuşmasında Kurhan, “Bugün güvenlik yalnızca sınır hattında değil, üniversitelerde, medyada, platformlarda ve zihinlerde şekillenmektedir. Bizim topluluk olarak temel hedefimiz gençliği edilgen değil, bilinçli bir hale getirmektir çünkü bilinçsiz toplumlar yönlendirilir.” dedi.
Daha sonra konuşan Siyonizm ve Ortadoğu Araştırmaları Topluluğu akademik danışmanı Prof. Dr. Osman Ağır da öğrenci topluluklarının gençlerin çeşitli sosyal becerilerini geliştirdikleri birer ‘sosyal laboratuvar’ niteliğinde olduğunu ifade etti.
“Güvenlik çok boyutlu bir alan haline geldi”
Değişen güvenlik kavramına dikkat çeken Prof. Dr. Ağır, şunları söyledi:
“Güvenlik günümüzde sadece askeri boyutuyla ele alınabilecek bir kavram olmaktan çıkmış siyasi, ekonomik, teknolojik, toplumsal ve çevresel unsurları da kapsayan çok boyutlu bir alan haline gelmiştir. Soğuk savaşın sona ermesinin ardından uluslararası sistem önemli dönüşümler yaşamış, iki kutuplu düzenin yerini daha karmaşık ve öngörülmesi zor bir güvenlik iklimi almıştır. Türkiye'nin yakın çevresinde meydana gelen gelişmeler bu dönüşümün en somut örneklerini oluşturmaktadır.”
Konferansın konuşmacısı Dr. Hulusi Akar ise Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktadan küresel krizlere, yapay zekâ devriminden gençlerin milli ve manevi değerlerle donatılması gerekliliğine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Geçmişte bir piyade tüfeğinin patentinin dahi yabancılarda olduğunu hatırlatan Akar, bugün ise Türkiye'nin Altay tankını seri üretime geçirdiğini, yerli İHA, SİHA ve savaş gemileri üretebilecek güce ulaştığını belirtti.
“Kimseye dikleşmeyeceğiz fakat dik duracağız”
Küresel sistemin içinde bulunduğu krizi ve Türkiye'nin bu süreçte sergilemesi gereken vizyonu dinleyicilerle paylaşan Akar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Dünyada bir müesses nizam kalmadı. İnsanların, masumların, mazlumların haklarını alabilecekleri bir düzen kalmadı. Biz büyük bir medeniyetin, 2 bin 500 yıllık büyük Türk hakanlığının devamıyız. Bizim dünya olaylarına bakışımız, herhangi bir şekilde bakmak değil, kendi hak ve menfaatlerimiz, kendi değerlerimiz açısından bakmak ve görmek durumundayız. Olaylara baktığımızda hiçbir şekilde ezikliğe yer yok. Bizim asaletimizi, nezaketimizi, cesaretimizi, ferasetimizi kullanıp o şekilde bakmamız lazım. Kimseye dikleşmeyeceğiz fakat dik duracağız. Eğilmek yok. Türkiye Yüzyılı'na inanacağız. Büyük ve güçlü Türkiye’ye inanacağız. Allah’ın izniyle hep birlikte 86 milyon tek yumruk, tek blok olarak hep beraber terörsüz, büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa ve ihya edeceğiz.”
Akar, sözlerinin sonunda gençlere dijital devrimi ve yapay zekâyı kaçırmamaları yönünde tavsiyelerde bulunarak sözlerini tamamladı.









